İMAMLIK NEDİR

İmamlık kübra ve suğra namıyla iki kısımdır.
Namazdaki imamlığa İmamet-i suğra, İslam devlet başkanlığına (Halifeliğe) İmamet-i kübra denir. Yani İnsanların sadece namazda tabi olacakları kişinin makamı imamet-i suğra, namazda ve diğer işerde tabi olacakları kişinin makamı imamet-i kübra’dır. Bu fasılda biz İmamet-i suğra’dan bahsedeceğiz.

İmamet-i kübra (Büyük İmamlık) kullar üzerinde umumi tasarrufa hak kazanmaktadır. Halifeyi nasb ve tayin etmek vaciplerin en mühimlerindendir. Onun içindir ki Ashab-ı Kiram, PEYGAMBER EFENDİMİZ (Sallallahu aleyhi vesellem)‘i defnetmezden önce imamet-i kübra meselesini halletmişlerdir. Büyük İmamın (Halifenin) Müslüman, Hür, Erkek, Akıl-Baliğ, Muktedir,Kureyş kabilesinden olması şarttır. Haşimi, Ulvi ve Masum olması şart değildir. Halife tayin etmek en mühim vazifelerden biridir. Çünkü şer’i vaciplerden bir çoğu buna bağlıdır. Onun için Akaid-i Nesefiye‘de şöyle denilmiştir.

“Müslümanların hükümlerini tenfiz edecek, şer-i cezaları tatbik ve sınırları muhafaza ile orduları hazırlayacak, zekatları alacak, yol kesici zorba ve hırsızları cezalandıracak, cuma ve bayram namazlarını kıldıracak, hak isbat eden şehitleri kabul edecek, velileri olmayan küçük kız ve erkek çocukları evlendirecek ve ganimetleri taksim edecek bir halifeleri bulunması mutlaka lazımdır.”

İmamet-i kübra meselesi her ne kadar kelam ilminin konusu olan bir mesele ise de fıkıhla ayrıca ilgisi bulunduğundan bazı fıkıh kitapları bu bahse yer ayırmışlardır. biz bu meseleye dair tafsilatı ilerleyen bölümlere havale ederek namazdaki imamlık yani imamet-i suğradan bahsedelim.

İmamet-i Suğra (namazdaki imamlık); “Cemaatin namazını on şartla imamın namazına bağlamasıdır” diye tarif edilmiştir. Bu tarifi En-Nehir sahibi, ağabeyi olan El-Bahr sahibinden nakletmiştir. Doğrusu bu tariften yalnızca imama uymak anlaşılmaktadır. Halbuki “İmamet” kelimesinden hasıl-ı mastar olarak irtibat, imamla cemaat arasındaki bağlantı kast edilmelidir. Bu yüzden İbn Abidin (ö.1252) bu tarife itiraz etmiş ve doğrusunun şöyle olacağını savunmuştur;

İMAMLIK; Cemaatin namazının imamın namazıyla bağlamasıdır. Böyle denirse itiraz kalmaz. Zira Cemaatin namazını onun namazına bağlamasıyla kişi imam olur. İşte bizzat bu bağlantı imamlığın hakikatidir. İmama uymaktan maksat da budur. Çünkü cemaat olan kimse, namazını imamının namazına bağladığı zaman imama uymak sıfatı kendisinde hasıl olmuş olur. İmamında imamlık sıfatı hasıl olur ki, buda cemaatle arasındaki bağlantıdır.

(Muhammed Emin İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar,)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir