NAMAZ NE DEMEKTİR VE ÖNEMİ NEDİR

Namaz kelimesi farsçadan türkçeye geçmiş bir kelimedir. Farsçadaki okunuşu “Nemaz”dır. Namaz ibadetinin arapçadaki karşılığı “Salat”tır. salat sözlükte dua, yalvarmak, iyi dilekte bulunmak, temizlemek, aklın ibadete yoğunlaştırılması, kutsamak, ıkı varlıktan birinin diğerine yüceliğini, kutsiyetini, şerefini ve ululuğunu bütün samimiyetle ifade etmek anlamlarına gelmektedir.
Namaz kılan bir kimse, bu ibadetiyle yaratıcısını eksikliklerden tenzih etmiş, kendini O’nun azabından kurtarmış, istiğfar ve merhamet dilemiş, O’nu gereği gibi övmüş, tazim etmiş ve böylece yüce Allah Teâlâ’yı anmış olur.1

Salât kelimesi, kulların Allah Teâlaya karşı yaptıkları bir ibadet olduğu zaman bu anlama gelmekle birlikte, Allah Teâlâ’nın kullarına karşı yaptığı salât ise; onların kusur, hata ve günahlarını bağışlaması, onlara dünya ve ahirette merhamet ve sevgi ile muamelede bulunmuş, anlamına gelir. Yine Kur’an’da geçen ve meleklerin inanan kullara yönelik yaptıkları “salât’ın anlamı ise; onlara dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını dilemeleri demektir.2

Yüce ALLAH(c.c) Kuran-ı Kerimde şöyle buyuruyor ;
“Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”3
Bu ayet-i kerime’de “salat” kelimesi dua anlamında kullanılmıştır. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve sellem)’in müminlere dua edip selam vermesi emredilmektedir.
Namaz ibadetinin belli rükün ve şekilleri olmasına rağmen namazın özü, dua olduğu için ona da “salât” adı verilmiştir.
Ayrıca namaz, sadece tekbir, hamd, dua, ayet ve salâvat gibi dil ile yerine getirilen bir ibadetten ibaret değildir.
Büyük İslam tasavvufçusu Ebu Talib el-Mekkî şöyle der: “Namaz bedenin, aklın ve kalbin iştirak ettiği bir ibadettir.” Namazda beden için, ayakta durma, rükû, secde, oturuş ve eğilip kalkma, dil ile Allah’ı yüceltme, övme Ona sığınma ve Ondan yardım ve bağışlanmayı dilemektir. O’nu her haliyle hatırlama; akıl için Allah’ın isim ve sıfatlarının mükemmelliği karşısında kendi eksiklik ve hatalarını düşünme; kalp için ise huşu, manevi lezzet ve tatmin olma hali vardır.

Istılah anlamı: Namaz ibadetinin bir fıkıh terimi olarak mezhepler tarafından farklı şekillerde tanımlandığını görmekteyiz.
Hanefilere göre namaz: “Belirli vakitlerde, belirli şartlarda okunan Kuran, belirli zikirlerden ve yerine getirilen özel rükünlerden ibaret bir ibadettir” şeklinde tarif edilmiştir.2

Şâfiîler ve Hanbelîler ise: “Tekbirle başlayan, selamla biten sözlerden ve fiillerden ibarettir.” şeklinde tarif etmişlerdir. Malikiler ise onu, İftitah tekbiri, selamı ve secdesi bulunan fiilî bir kurbet (Allah’a yakınlaşma)” olarak tanımlamışlardır.4

Namazın Mahiyeti ve Önemi:
Namaz, insanın yaratılışından önce meleklerin devamlı yaptığı, ilk insan ve ilk Peygamber olan Hazreti Adem (Aleyhisselam)’dan beri tüm peygamberlerin ümmetlerine belirli şekil, vakit ve sayılarda emredilen, bütün dinlerde de ortak bir şiar olarak göze çarpan ilk ve en eski ibadettir. Dinler tarihi incelendiğinde, namazsız hiçbir semavî dinin olmadığını görürüz. Fakat İslâm’daki namaz, önceki dinlerdeki namazlardan daha ileri mana ve hikmetleri ihtiva etmektedir. Namazın İslâm’daki yeri büyüktür.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve sellem) namazı, dinin direği olarak vasıflandırmış; İslâm binasının asıl unsurlarını sayarken de imân esâsı olan kelime-i şehâdetten hemen sonra namazı zikretmiştir.
Ayrıca namaz dosdoğru kılındığında dine ait diğer bütün işlerin de Allah Teâlâ’nın istediği şekilde yürümesi daha âsân olacaktır.
Zira Mevlâ Teâlâ bu hususta şöyle buyuruyor: “(Ey Muhammedi) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.”5

1) El-Isfahani,Ragıb,El-Müfredat fi’l-garibi’l-Kur’an

2) İbn Manzur,Ebu’l-FadlcCemalüddin,Lisanü’l-Arap
3) Tevbe Sûresi: 103
4) Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsâni, Bedâyiu’s-Sanayi fî Tertibi’ş-Şerâi’
5) El-Ceziri, AbdurralımAn. Kitabu’l-Fıkıh ale’l-Mezâhib’l-Erba’a
6) Ankebut Sûresi: 45

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir