VAKF VE İBTİDADA VUKU BULAN KIRAAT HATASI NAMAZI BOZAR MI ?

Vakf ile kast edilen durmaktır. Kur’an-ı Kerim’in durak işareti olan yerlerde durmak sahih olan bir vakftır.
Yine vakf kurallarına uyarak durmakta sahihtir. Fakat durulmayacak yerde durmak sahih olmayan bir vakıftır.
İbtida ile kast olunan ise vakfe yaptıktan sonra başlanması gereken yerden başlamaktır.
Namaz kılan kıraatinde vakıf ve ibtidayı yanlış yapacak olursa namazı bozulur mu ? şimdi bu sualin cevabını arayabiliriz.
Bazıları vakıf ve ibtidada vuku bulacak kıraat hatalarından kaçınmakta olduğunu dikkate alarak zaruretin gereği olarak bu tür hataların hiç bir çeşidinin namazı bozmayacağını söylemişlerdir.
Sadru’l-İslam Ebu’l-Yusr el-Pezdevi de bu görüşü tercih etmiştir.1

Ayrıcı,vakıf, vasıl ve ibtidaya riayet etmeyi gerekli görmek insanları özellikle de ilim adamı olmayanları zorluğa sürüklemektir diyerek Burhanuddin Ebu’l-Me’ali ibn Maze, el-muhitu’l-Burhani adlı eserinde fetvanın bu görüş üzerine olduğunu yani bu tür kıraat hatalarının namazı bozmayacağını söylemiştir.2
Diğer bazıları ise mananın fahiş olarak değişip değişmediğini dikkate alarak fahiş bir şekilde değişiyorsa namazın bozulacağını aksi halde bozulmayacağını savunmuşlardır.
Rivayet olunmuştur ki; Kadı Ebu Zer el-Buhari’nin uymuş olduğu imam Mümtehine süresinin birinci ayetinde geçen şu bölümü:
((  يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ  ))    şeklinde durmadan okunması gerekirken  ((  يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ  ))  kısmını okuduktan sonra vakfe yapmış yani durmuş ve daha sonra  ((  وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ  ))   kısmından devam ederek okumaya başlayarak ibtida yapmış.
Kadı Ebu Zer bu duruma vakıf olduğu halde namazı iade ettirmemiştir. Fakat bu imamı imamlıktan men etmiştir.3

Halbuki bu tür vakfe ve ibtida manayı tamamen değiştirmiş oluyor.
Zira Ayetin gerçek manası ” Rabbiniz olan ALLAH’a inandınız diye RESULÜ ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar”
şeklindeyken , “RESULÜ yurdunuzdan çıkarıyorlar” anlamında bir bölüm okuyup vakfe yapmış sonrasında ibtida yaparak ki ibtida kabul edersek mana ” RABB’iniz olan ALLAH’a inanmaktan sakınınız” şeklinde inanılması küfür addedilecek bir anlama dönüşmüş olacaktır.

Görüldüğü gibi vakfe ve ibtida tamamen anlamı değişiyor olsa da Kadı Ebu Zer bunu vukuu çok olabilen bir çeşit kıraat hatası olarak görmüş ve namazını iade etme ihtiyacı hissetmemiştir.

Bazı Alimler ise şöyle demiştir ;
 ((   لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ  ))  cümlesini okumak isterken  (( لَا اِلَهَ  ))  kısmını okuyup durduktan yani vakfe yaptıktan sonra ;
((  اِلَّا اللهْ ))  kısmıyla ibtida etmeye yani okumaya başlayacak olursa namazı bozulmuş olur.

Bu Aynı zamanda Şemsu’l-Eimme el-Halvani’nin tercihidir.4

1 ) Sadru’l-İslam Muhammed b. Muhammed Ebu’l-Yüsr el-Pezdevi, Er-Risale Fi Zelletu’l Kari
2 ) Burhanuddin Ebu’l-Me’ali ibn Maze, el-Muhitu’l-Burhani 2/74
3 )  Sadru’l-İslam Muhammed b. Muhammed Ebu’l-Yüsr el-Pezdevi, Er-Risale Fi Zelletu’l Kari
4 ) Er-Risale Fi Zelletu’l-Kari, Necmuddin Ebu Hafs Ömer en-Nesefi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir